Z Kuşağı ve Pazarlamanın Dönüşümü

Geleneksel pazarlamanın dijital pazarlamaya tahtını devredişinden daha hızlı bir şekilde dijital pazarlamanın değişimine şahit oluyoruz bugünlerde. Kanallar, araçlar hep değişip gelişiyor ama bugün durum daha farklı; hitap ettiğiniz kitleler değişiyor.

Sosyal medya kullanımı hızlı bir şekilde gelişmeye devam ediyor ve Z kuşağı çalışma dünyasına girmeye devam ettikçe, bundan yararlanmak isteyen markalar kullanıcı profiline dönük uygulamalarda bir takım değişikliklere çok daha net bir şekilde odaklanıyor.

Londra’da bir dijital ajans olan ZAK’ın “30’un altındaki kitle için ilgi çeken büyük marka fikirleri yaratmayı” amaçlayan yeni bir rapor dizisinde, bu durum incelenmiş. Makalede, ana akım sosyal ağlar ve oyun toplulukları arasındaki farkları ve markalar için öğrenilebilecek dersleri çıkarmayı amaçlamışlar.

Raporda 20’li yaşlarında 1000 kişiyle yapılan röportajlardan (çoğunluğu 20’lerin başlarında) neredeyse beşte ikisinin (%38) Facebook’u yalnızca mesajlaşma aracı olarak kullandığı tespit edildi. Başka bir deyişle, Z kuşağı artık Facebook’ta ciddi zaman harcamamaktadır. Bunun anlamı ise kullanıcıların çıkarları ve verilen hizmet arasında bir uyumsuzluk olduğu. Rapora göre Discord (oyuncular için sesli ve yazılı sohbet platformu), Facebook’un Z kuşağı için sahip olmak istediği yeri çoktan almış.

Ama ekliyorlar, “Facebook’un ölümü büyük ölçüde abartıldı” şeklinde. Kendilerinin görüşü Facebook’un bir kayıp yaşadığı yönünde değil, daha ziyade platformun bir platoya ulaştığını ve dengelenme sürecinde olduğunu düşünüyorlar.

Açıkçası mantıklı bir çıkarım, zira özellikle Z kuşağı sosyal medya platformlarını daha spesifik amaç ve yöntemlerle kullanıyorlar. Facebook zamanında bütün sosyal platformlardan daha yüksek bir ivmeyle popülerlik kazandı ve olması gereken yerin çok üstündeydi diye düşünüyorum. Twitter 140 karakterle dahi Facebook’tan daha fazla “fayda” sunarken Facebook’ta bu yoktu. Şimdi ise Z kuşağı için TV başında saatlerce zap yapmak neyse, Facebook’ta postlar arasında gezinti yapmak da farklı bir aktivite değil. Dikkat aralıkları (attentian span) zaten fazlasıyla dar ve ilgilerini çekmeyen şeylere ayıracak vakitleri yok.

Bununla birlikte, Facebook, aktivizm ya da etkinlikler düzenleme söz konusu olduğunda 30’ların altında hala iyi çalışıyor. Raporda, “Facebook, bir grup insanı harekete geçirmeye ve bir organizasyon düzenlemeye çalıştığınızda kullanışlı” deniyor. “Mesajlaşma, ana sosyal ağları kullanmaya devam etmelerinin ana nedenidir.”

Genç internet kullanıcıları için, Cambridge Analytica skandalı, raporda belirtildiği gibi Facebook için ‘kullanıcı verilerine hesaplanmış ve kurumsal bir ihanet‘ olarak dönüm noktası oldu. Hatta yaştan da bağımsız olarak internet kullanımı üzerine kendini eğitmiş herhangi bir kullanıcı artık verilerinin ne kadar değerli olduğunun farkında. West Insights tarafından yapılan bir araştırmada insanların sosyal medyada veri gizliliğine dair kaygılarının sürekli arttığı ortaya çıktı. Hiç biri

Burada bir dipnot olarak belirtmemde fayda var; ülkemizde bu durumun yeterince ciddiye alınmaması fazlasıyla canımı sıkıyor. Facebook ve Google’ın ödediği / ödeyeceği vergilerden daha fazla önemli bir durum bu ve esprilerle, şakalarla geçiştirilecek kadar hafif bir konu olmaktan çıkalı çok oldu

Sonuç olarak kurallar değişti. Başarılı bir sosyal medya stratejisi oluşturmak için, ölçek, hedefleme gibi kavramlar artık çalışmıyor. Derinlik, otantisite gibi kavramlara odaklanmak gerekiyor.

Rapor Z kuşağının demografik bakış açısını tarif eden ilginç bir ibare var: “Bir girişimcinin ruhu veya hacker’ın eğilimleri, kişisel, sosyal veya iş hayatında hedeflerine ulaşmak için bakış açılarını şekillendiriyor”. Anlatılmak istenen, rekabetçi piyasa koşullarında iş bulamayıp kendilerine alternatif gelir kaynakları olarak YouTube, Twitch gibi platformları gördükleri.

Buradan yapılacak en büyük çıkarım, artık ana akım sosyal medya kanallarının da “gelenekselleşme” yoluna gittiği sanırım. Facebook Ads veya Twitter size istediğiniz kitleye ve demografiye (sayılarla ispatlanmış bir şekilde) ulaşma vaadi sunuyor olabilir, fakat gerçek şu ki kendilerinin dahi ulaşamadığı bir kitleye sizin bu platformlar aracalığıyla ulaşmanız göründüğü kadar kolay değil. Bunun yerine daha “niş” platformlara odaklanmak önümüzdeki süreçte daha etkili olacaktır diye düşünüyorum.

Bu yazıyı beğendiniz mi?

Share on facebook
Facebook'ta Paylaşın
Share on twitter
Twitter'da Paylaşın
Share on linkedin
Linkedin'de Paylaşın
Share on pinterest
Pinterest'te Paylaşın
Mustafa Tuna

Mustafa Tuna

Doktus Digital kurucusu ve SEO direktörüyüm. Haydarpaşa Lisesi'nden mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi'nde Turizm İşletmeciliği lisansını tamamladım. 2012 yılından bu yana SEO ile ilgileniyorum. Arama motorlarının çalışma mantığını çözmek için keyifle uzun mesailer yaptım ve hala yapmaktayım. Pazarlamaya bilimsel olarak yaklaşmak gerektiğine inanıyorum. Bilgi ve tecrübelerimi paylaşmaktan mutluluk duyarım.

DAHA KALİTELİ BİR İNTERNET İÇİN YORUMLARINIZI BIRAKIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir